TAYK Trofesi’nin Boğaz ayağı ilk kez Bülent Atabay Kupası adıyla koşuldu. Kupa töreninde altı Orient Express’in, bu teknelerde tecrübe kazanan yelkencilerin ve yarışı sahiplenen ikinci kuşağın hikayesi anlatıldı.

TAYK Trofesi’nin dokuzuncu ayağı olan Boğaz Yarışı, 3 Ekim 2026’da ilk kez Bülent Atabay Kupası adıyla koşuldu. Yarış, Türkiye Yelken Federasyonu himayesinde, TAYK organizasyonuyla ve Atabay sponsorluğunda İstanbul Yelken Kulübü’nde yapıldı. Filo, zaman zaman 25 knota çıkan poyraz ve Boğaz akıntısıyla üst düzey bir sınav verdi. Akşamki kupa töreni ise Türk yatçılık tarihinde iz bırakan bir ismin etrafında, farklı kuşaklardan yelkencilerin buluşmasına dönüştü. Kürsüye çıkan yelkencilerin hepsi Bülent Atabay’ı aynı sözle andı. İstanbul Beyefendisi.
Bülent Atabay yelkenle 1955’te, 17 yaşındayken, ilk yelkenlisiyle tanıştı. 1975’te ilk ciddi yarış teknesi Rakkase ile yarışçılığa adım attı. O günden bugüne değişmeyen şey merakı, öğrenme isteği ve geliştirme tutkusu oldu. Hayatını ilaç ve ilaç etkin maddesi üretimine adayan Atabay, kimyasal sentez ve üretim merakını hobisine de taşıdı ve yarış teknelerini kendi üretmeye başladı. 88 yaşındaki Atabay bugün Türk yatçılık tarihinin en uzun soluklu tekne geliştirme hikayelerinden birinin sahibi.
Orient Express serisi 1980’de başladı ve 2008’e kadar altı tekneye ulaştı. Bu 28 yıl, yarış teknelerini iki yönden değiştiren bir döneme denk geliyor. Teknelerin birbiriyle hangi hesapla yarışacağını belirleyen ölçü kuralları IOR’den IMS’e, oradan IRC’ye geçti. Gövde malzemesi de ahşaptan cam elyafa, köpük çekirdekli sandviç yapılara ve karbon fibere doğru ilerledi. Atabay’ın altı teknesi bu iki değişimi adım adım izliyor.
Orient Express I, 1980. Serinin ilk teknesi Ed Dubois tasarımı, 13 metrelik ahşap bir tekneydi. Admiral’s Cup’ta ikinci olan bir IOR yarış teknesinin kardeşi olarak Tuzla’da inşa edildi ve 1980-1984 arasında Atabay’ın yarış teknesi oldu. Tekne, 1969’da yürürlüğe giren ve 1970’lerde Admiral’s Cup gibi uluslararası serilerle en parlak yıllarını yaşayan IOR ölçü kuralına göre çizilmişti. Ahşap o yıllarda hala yarış teknelerinin geleneksel malzemesiydi, cam elyaf ise 1950’lerden beri seri üretimde yaygınlaşıyordu.
Orient Express II, 1985. Yine Dubois imzalı 12 metrelik ikinci teknede ahşabın yerini PVC köpük ve cam elyaf aldı. İki cam elyaf katmanın arasına hafif bir köpük çekirdek yerleştiren sandviç yapı, gövdeyi kalın ve rijit tutarken ağırlığı düşürüyor. Aynı yıl, IOR’ye alternatif olarak IMS kuralı da tanıtıldı.
Orient Express III, 1991. Dubois tasarımı 12 metrelik üçüncü tekne Southampton’da tamamen karbon fiberden inşa edildi ve Port Pendennis adıyla İngiltere adına yarıştığı Admiral’s Cup’ta üçüncü oldu. 1992’de İstanbul’a getirilerek Orient Express III adını aldı, 1993’te İngiliz ekibiyle yeniden Admiral’s Cup’ta yarıştı. 1992, 1996 ve 1997’de Deniz Kuvvetleri Kupası’nı, 2002’de de ilk Bosphorus Cup’ı kazandı. Karbon, 1980’lerde yarış teknelerinde önce yük taşıyan bölgelerde takviye olarak kullanılmaya başlanmıştı. Cam elyafa göre daha hafif ve daha rijit bir malzeme. Tekne IOR’nin son yıllarına denk geliyor. Kural 1989’da donduruldu ve 1993’te yerini tümüyle IMS’e bıraktı. Orient Express III bugün Game Changer adıyla Oğuz Ayan’ın kaptanlığında yarışıyor ve 2026’da da yarış kazanmaya devam ediyor.


Orient Express IV, 2000. Christian Stimson tasarımı 14 metrelik dördüncü tekne, Eskihisar’daki Club Atabay tesisinde cold molding yöntemiyle yapıldı. Bu yöntemde ince ahşap kaplamalar bir kalıbın üzerinde kat kat ve çapraz yönlerde epoksiyle birleştiriliyor, ardından epoksi ve cam elyafla kaplanıyor. Epoksinin gelişmesiyle yeniden öne çıkan bu teknik, ahşabı güçlü ve rijit bir kompozit malzemeye dönüştürüyor. Teknenin yapıldığı yıl, 1980’lerin başında İngiltere ve Fransa’da kulüp yarışçıları için geliştirilen Channel Handicap sistemi IRC adını aldı. 2005’te Fenerbahçe’ye satılan Orient Express IV, Bülent Atabay Kupası’nda kendi sınıfında kürsüye çıktı.
Orient Express V, 2005. IRC 2003’te uluslararası ölçü kuralı olarak tanındı. Kuralın formülü yayımlanmıyor ve her yıl gözden geçiriliyor. IRC standartlarının değişmesiyle beşinci teknede odak hız ve dengeye kaydı. Ed Dubois’nın çizdiği 11,50 metrelik tekne karbon kumaş, karbon direkler ve özel epoksi tutkallarla üretildi. Bugün Matrak 2 adıyla Orhan Özdaş’ın kaptanlığında yarışıyor.
Orient Express VI, 2008. Serinin son ve en büyük teknesi, Farr Yacht Design imzalı bir Farr 55. Club Atabay’daki özel tesiste bir buçuk yılda inşa edildi. Gövdesi tamamen karbon fiber, donanımında hidrolik sistem ve çift dümen var. 1980’de ahşapla başlayan seri, 28 yıl sonra Türkiye’de inşa edilen tam karbon bir tekneyle tamamlandı. Orient Express VI, Saruhan Çinay ve Zeynep Atabay Taşkent kaptanlığında yarışmayı sürdürüyor.
Serinin bugünkü en genç üyesi, J/70 sınıfında yarışan Orient Express Jr. Altı teknenin arkasında denizi anlama isteği, optimum yarış teknesini üretme tutkusu ve bu deneyimi yeni kuşaklarla paylaşma düşüncesi var. Atabay’ın kimyadaki sentez ve üretim merakı, her yeni teknede malzemeyi bir adım ileri taşıdı.
Milli takımla 300’den fazla yarışa çıkmış olan antrenör Oğuz Ayan törende, Atabay’ın eski teknelerinin bugün hala yarış kazanmasının bu vizyonu gösterdiğini söyledi. Serinin dört teknesi bugün farklı kaptanlarla aynı filoda, birbirinin rakibi olarak yarışıyor. Rakiplerle güçlenen bir yelken kültürü de bu serinin bıraktıklarından biri.
Törende anlatılanların ortak noktası Atabay’ın gençlere duyduğu güvendi. Bu güvenin örnekleri 1990’ların başına uzanıyor.
Gecede anılarını anlatan değerli yelkencilerden biri, Peynirci ailesinin ikinci kuşak temsilcisi Levent Peynirci’ydi. Peynirci ailesi 1970’lerden bu yana yelken camiasının içinde. Levent Peynirci 1993 yazını babası Uğur Peynirci ve Orhan Gorbon’la birlikte geçirdi ve o günleri bugün hala harika bir yaz olarak anlatıyor. 200’den fazla kez milli takımda yarışan Peynirci, bugün kurucusu olduğu Cheese Sailing’de yelken eğitimi veriyor ve yarış takımları kuruyor.
Peynirci’nin törende anlattığı o yazı, Orhan Gorbon da kendi yazısında anlatıyor. 1992’de Orient Express III ekibine katılan Gorbon, 1993’te tekne İngiliz ekibiyle yeniden Admiral’s Cup’a giderken Atabay’ın isteğiyle ekipte yer aldı. Kendi ifadesiyle, “Bülent Atabay’ın jesti ile benim için uluslararası yelken yarışçılığı başlamış oldu.”
Aynı güven on yıl sonra da sürdü. Milli yelkenci Sinan Sümer, 2000’lerin başındaki bir güney yarışında Bülent Bey’in güveniyle dümene geçtiğini anlattı. 1990’da, 15 yaşında Galatasaray Yelken Kulübü’nde yelkene başlayan Sümer, Laser ve Finn sınıflarında üç kez Türkiye şampiyonu oldu ve 1994-2002 arasında milli takımda 60 yarışa çıktı. Atabay’ın o gün verdiği güven, yat yarışçılığına Sinan Sümer’i kazandırdı. Sümer bugün aynı öğretiyi sürdürüyor. 2004’te kurduğu Alize Yelken’de, küçük yaşta bu sporla tanışma fırsatı bulamamış yetişkinlere yelkenci ve denizci olmanın yolunu açıyor, üniversite öğrencilerine de yelkeni sevdiriyor.


Atabay’la uzun yıllar birlikte yarışan, 1988 ve 1992 Olimpiyat Oyunları’nda Türkiye’yi temsil etmiş Arif Gürdenli ise yoğun bir iş insanı olmasına rağmen Bülent Bey’in hiçbir yarışı kaçırmadığını hatırlattı. Club Atabay tesis yöneticisi Yıldırım Kaymaz da gecede ödülle onurlandırıldı. Orient Express VI’nın yapımında bizzat emeği bulunan Kaymaz, 46 yıldır Atabay’la birlikte yarışıyor.
Gecede konuşan isimlerden biri de Şükrü Sanus’tu. 1996 Atlanta Olimpiyat Oyunları’nda 470 sınıfında Türkiye’yi temsil eden Sanus, bugün hala Orient Express VI ekibinde yarışıyor. Kupayı da sahnede Zeynep Atabay Taşkent ve Ayşe Atabay’la birlikte o aldı.
Denizcilik tarihinde bu sorunun cevabı çoğu zaman evet oldu. 1900’lerden önce bir kadının gemide yer almasının en yaygın yolu kaptanın kızı ya da eşi olmaktı ve bazı kaptan kızları seyir ve navigasyonu babalarından öğrendi. 1838’de bir deniz feneri bekçisinin kızı olan Grace Darling, fırtınada batan bir gemiden dokuz kişinin kurtarılmasındaki rolüyle İngiltere’de madalya aldı. Denizci bir ailenin kızı olan İrlandalı Grace O’Malley ise efsaneye göre babasıyla denize açılabilmek için erkek kılığına girdi ve sonraki yıllarda kendi filosunun başına geçti.
Bülent Atabay’ın mirasını bugün kızları Zeynep Atabay Taşkent ve Ayşe Atabay taşıyor. Bu miras iki alanda birden sürüyor. 1939’da Ömer Kemalettin Atabay’ın kurduğu Atabay İlaç ve Kimya’yı bugün üçüncü kuşak olarak onlar yönetiyor. Zeynep Atabay Taşkent şirketin Yönetim Kurulu Başkanı, Ayşe Atabay ise Yönetim Kurulu Başkan Vekili. İlaç etkin maddesinden aşıya uzanan bir üretim yapısıyla 67 ülkeye ihracat yapan bir şirketin başındalar.

Denizdeki mirası da aynı iki isim taşıyor. Zeynep Atabay Taşkent, yarışı düzenleyen TAYK’ın Yönetim Kurulu üyesi. İki kardeş babalarının adını taşıyan yarışa sponsor olarak bu kupayı camiaya kazandırdı ve aynı gün Orient Express VI ile start aldı. Tekne yarışı sınıfında ikinci sırada tamamladı. Zeynep Atabay Taşkent’in kızıyla birlikte yelkende bir kuşak daha arkadan geliyor.

Zeynep Atabay Taşkent yarışı bir yelken kültürü buluşması olarak değerlendiriyor. Babalarının gençlere güvenerek kurduğu ve örnek olduğu bir camiada bu mirası kızlarının yönetimde, sponsorlukta ve teknede taşıması, iş dünyası için bir örnek. Sporda var olmanın yalnızca yarışmakla sınırlı kalmadığını, tekne üretmekten sporcu yetiştirmeye ve bir yarışı desteklemeye uzanan işlerin de yapılabildiğini gösteriyor.

TAYK Genel Müdürü Ceren Veziroğlu, Bülent Atabay’ın gençlere güven ve cesaret veren, pek çok yelkencinin hayatına dokunan bir isim olduğunu söyledi. Bugün filoda yarışan yetişmiş sporcuların bir bölümü bu sayede Orient Express teknelerinde yat yarışçılığı tecrübesi de kazandı. Atabay’ın denize olan tutkusunun günümüze kazandırdığı bu isimler artık usta birer dümenci ve yelkenci olarak parkurda ve törende kendisine sevgi ve saygılarını ifade ettiler. Veziroğlu, bu yarışı yapmaktan gurur duyduklarını, Bülent Atabay gibi isimlerin çoğalmasını dilediklerini söyledi. Atabay’ın hikayesi, gençlere olanak sağlamak ve yelkene hizmet etmek isteyen başka isimler için de bir örnek.
Bülent Atabay bu yıl yelkencilere ilk kez kendi adını taşıyan bir Boğaz yarışı armağan etti. Bülent Atabay Kupası bundan sonra geleneksel olarak koşulacak ve deneyimin yeni kuşaklarla paylaşıldığı yeni bir rota açacak. Aileye, 25 knot poyrazda yarışan ekiplere, bu koşullarda yarışı yöneten tecrübeli hakem heyetine ve TAYK’a teşekkür ederiz.
@ruzgar.ustu
Instagram’da takip et
Cemil Tamay keman eğitimi aldı, fotoğrafla ilgilendi, yıllarca yelken eğitmenliği yaptı. Caddebostan açıklarında izlediği bir yarış onu resme yöneltti. O günden bu yana tabloları MotoGP pistinden WTA şampiyonasına, Universiade'dan dünya şampiyonalarına kadar Türkiye'deki büyük spor organizasyonlarında sergilendi.

Türkiye Yelken Federasyonu himayesinde İstanbul Yelken Kulübü tarafından gerçekleştirilen Donanma Kupası 66 yaşında. 35 tekne bu tarihi yarış için Fenerbahçe, Adalar ve Tuzla arasında yeniden bir araya geldi.
Instagram ve Facebook'tan gelen ziyaretleri ölçmek ve içeriklerimizi ilgilenenlere yeniden göstermek için Meta çerezleri kullanılıyor. Zorunlu çerezler her durumda aktiftir. Ayrıntılar Gizlilik ve Çerez Politikası sayfasında.