ABB, Ferrari’nin geliştirdiği yeni okyanus teknesinin elektrik ve enerji sistemleri ortağı oldu. Bu ilişkide marka yalnızca görünürlük satın almıyor; kendi uzmanlığını doğrudan teknenin çalışma sistemine taşıyor.

14 Eylül’de ABB ile Ferrari Hypersail arasında açıklanan ortaklık, klasik bir sponsorluk haberinden daha fazlasını söylüyor.
Ferrari Hypersail, 100 fit (yaklaşık 30 metre) uzunluğunda, tam foil üzerinde seyretmek üzere geliştirilen bir okyanus monohull’u. Tasarım Guillaume Verdier’e ait; teknenin dümeninde Giovanni Soldini olacak. Ferrari ise otomotiv tarafında geliştirdiği aerodinamik, yapısal analiz, kontrol sistemleri ve sensör teknolojisi bilgisini projeye aktarıyor.
Teknenin en kritik başlıklarından biri enerji yönetimi. Navigasyondan foil kontrollerine, güvenlik sistemlerinden tahrik sistemine kadar ihtiyaç duyulan enerjinin seyir sırasında üretilmesi, depolanması ve yönetilmesi gerekiyor.
“Hypersail tamamen yenilenebilir enerjiyle çalışıyor. Haftalarca kendi kendine yetmek zorunda.”
Ferrari Hypersail proje lideri Enrico Voltolini, ortaklığın gerekçesini ABB’nin duyurusunda böyle özetliyor.
ABB’nin rolü burada başlıyor. Şirket projede “elektrifikasyon ortağı” olarak yer alıyor; doğru akım alanındaki 25 yılı aşkın deneyimini ve 700’den fazla patentini teknenin elektrik mimarisine taşıyor. Bu mimari, 48 V ve 800 VDC’de çalışan sistemlerden oluşan, kendi kendine yeten yüksek performanslı bir mikro şebeke olarak kurgulanıyor.
Ortaklığı ilginç yapan ise yalnızca teknoloji değil, teknolojinin nasıl test edileceği.
Hypersail, haftalar boyunca kendi kendine yetecek şekilde geliştiriliyor. Soğuk hava, tuzlu su serpintisi, basınç ve sürekli hareket sistemin doğal çalışma koşulları olacak. Ortaya çıkan teknik sorunlar yalnızca bir test raporuna yazılmayacak; teknenin performansına doğrudan yansıyacak.
Bu nedenle Hypersail, ABB açısından yalnızca Ferrari markasıyla yan yana geldiği bir proje değil. Şirket, burada elde edilecek bilgi birikiminin gemicilik, veri merkezleri ve yenilenebilir enerji altyapısı gibi sektörlerde gelişmiş güç sistemlerinin geliştirilmesine katkı sağlayacağını söylüyor.
Tam da bu noktada spor sponsorluğunun sınırı genişliyor.
Yelken, görünürlük sağlayan bir iletişim alanı olmanın yanında, bazı ürün ve çözümlerin gerçek koşullarda denenebileceği bir geliştirme sahasına da dönüşebiliyor. Enerji sistemleri, sensör teknolojileri, telemetri, kompozit malzemeler, kaplama çözümleri, teknik tekstil, haberleşme altyapısı ve yazılım gibi alanlarda çalışan şirketler için yarış tekneleri kontrollü laboratuvar ortamından farklı bir şey sunuyor: sürekli değişen ve sonuçları doğrudan performansta görülen gerçek kullanım koşulları.
Türkiye’de bir sezon boyunca yarışan bir tekne de markalara düzenli saha verisi sunabilir. Marmara’dan Ege’ye, kıyı yarışlarından açık denize kadar değişen koşullar; kullanılan sistemin veya malzemenin performansını aylar boyunca izlemeye imkân verir. Takımın deneyimi de ürün geliştirme sürecinin doğal bir parçasına dönüşebilir.
Bu yaklaşım sponsorluk görüşmesinin çerçevesini de değiştiriyor. Konu yalnızca görünürlük, medya değeri veya ağırlama hakları olmaktan çıkıyor; iş birliği ürün, mühendislik, inovasyon ve iş geliştirme ekiplerini de kapsıyor. Görüşmeyi yalnızca pazarlama ekipleriyle yürütmek yerine bu ekipleri de sürece dahil etmek mümkün.
Türkiye’de bunun karşılığı olabilecek birçok alan var. Enerji teknolojileri, deniz elektroniği, kompozit, boya ve kaplama, batarya, haberleşme, yazılım, sensör ve teknik tekstil üreten şirketler için yelken yalnızca desteklenecek bir spor değil, gerçek koşullarda çalışan bir ürün geliştirme ortamı olabilir.
ABB ile Ferrari Hypersail arasındaki ortaklık, yelkenin markalar için yalnızca görünürlük alanı değil; ürün geliştirme, deneyim üretme ve gerçek koşullarda öğrenme alanı da olabileceğini gösteriyor.
Türkiye’de bunun karşılığı olabilecek yarışlar, takımlar ve markalar var. Bu yüzden yelkende var olmak bir marka için stratejisine göre şekillenen bir tercih.
Akla gelen soru şu: ABB Türkiye de yelken ekosisteminin içinde olacak mı?
ABB · “ABB joins forces with Ferrari Hypersail to take Direct Current to new horizons” · 14 Eylül 2026
Görsel: Ferrari
@ruzgar.ustu
Instagram’da takip et
25. Bosphorus Cup’ın kupası bu yıl yeni bir kutuyla taşınıyor. Kutuyu Misela tasarladı. Louis Vuitton’ın 40 yılı aşkın kupa sandığı geçmişi, bu küçük iş birliğini okumak için iyi bir mercek sunuyor.

Spor sponsorluğunda değer artık yalnızca görünürlükle ölçülmüyor. Yelken bu değişimi genç sporcular, kadın yelkenciler, sporcu devamlılığı ve deniz çevresi üzerinden nasıl bir sponsorluk modeline dönüştürebilir?

Karada mobiliteyi konuşan bir marka, neden tamamı kadınlardan oluşan bir yelken takımı kurar? Brisa Kadın Yelken Takımı 2024’ten bu yana Sportsboat sınıfında yarışıyor.